|

Türk dünyası ve İslâm
dünyasının yetiştirdiği ender
düşünürlerden olan Ebû Mansûr el-Mâturîdî, İslâm
düşüncesinde ortaya çıkan farklı din
anlayışları içesinde "akılcı-hadarî
din anlayışının" en önemli
şahsiyetlerinden birisidir. Bu anlayışın
temelleri, her ne kadar Ebû Hanîfe tarafından ortaya
atılarak geliştirilmeye
çalışılmış ise de, epistemolojik,
teolojik ve felsefî olarak temellendirilmesi Mâturîdî
tarafından yapılmıştır. Bu
bakış açısını kullanarak kendi
döneminde ortaya çıkan dinî problemlere
çözüm bulmaya çalışmış, pek çok
öğrenci yetiştirmiş ve Tefsîr'de T'evilât,
Kelâm'da Kitâbu't-Tevhîd başta olmak üzere çeşitli
bilim dallarında ilk olma özelliğini
taşıyan önemli eserler
bırakmıştır. O, hayatında olduğu
gibi ölümünden sonra da, büyük ilgi görmüş,
geniş bir coğrafyayı etkilemiş ve
adına nispetle Mâturîdilik diye bilinen bir
düşünce ekolü teşekkül etmiştir. Bu ekol
Hanefilik-Mâturîdilik olarak tarih boyunca,
başlanğıçta Horasan ve Maveraünnehir olmak
üzere daha sonra Orta Asya, Hindistan, Pakistan, Doğu
Türkistan, Malezya, Endoneya, Kafkaslar, Rusya, Türkiye, Orta
Doğu ve diğer bölgelerde yaşayan müslümanların
geneli tarafından benimsenerek günümüze kadar
yaşamaya devam etmiştir. Ancak tam olarak
anlaşılamayan sebeplerden dolayı,
geçmişte ve günümüzde, Ebû'l-Hasan el-Eş'arî,
Gazalî, İbn Teymiye gibi şahsiyetlerle
kıyaslandığında, onun şahsiyeti,
yetiştiği ortam, fikirleri, din ve dünya
görüşü, etki alanları ve eserleri hak ettiği
ölçüde araştırma ve incelemelere konu
edilmemiştir.
Osmanlı döneminde XVI. asırdan itibaren,
muhtemelen Şiî ve Sünnî iktidar kavgalarının
neticesinde, Mâturîdî ve Mâturîdilik adeta yeniden
keşfedilmeye çalışılmış ve bunun
sonucunda, bazı ilaveler ve kavramlar müstensihlerin
sansürüne uğramışsa da, Mâturîdî'nin Te'vilât
adlı tefsirinin yazma nüshalarında bir artış
gözlenmiştir. Kitâbu't-Tevhîd adlı eseri
yaygın olmamasına rağmen, onun fikirleri ve
takipçileri tarafından yazılan eserler ve
yayınlandığında yaklaşık 10 cilt
tutacak olan Te'vilât adlı eseri kanalıyla
korunmuş ve günümüze
ulaşmıştır.
XX. yüzyılın ortalarından itibaren doğuda ve
batıda Mâturîdî ve Mâturîdiliğin teşekkülü
hakkında kıymetli çalışmalar
yapılmaya başlanmış olması son derece
sevindirici olmakla birlikte, Mâturîdî'nin kaynaklarda
zikredilmemesinin sebepleri, Mâturîdî’nin fikrî sistemi ve
arkaplanı, Mürcie ile ilişkisi, mezheplere
karşı tutumu, dönemindeki iktidarla
ilişkileri gibi konulardaki sorular henüz
cevaplandırılamamış ve bu konulardaki sis
perdesi henüz kaldırılamamıştır.
Bunların aydınlatılamamasının
önündeki en önemli engellerden birisi Mâturîdî'nin
oldukça kıymetli pek çok eserinin bize
ulaşmamış olması, ulaşanlardan da Te'vilât’ın
hala yayımlanmamış olmasıdır.
Çünkü bu eser, bilinen türde sadece Kur'ân’ın bir
yorumu olmayıp, aynı zamanda Mâturîdî'inin kelamî,
fıkhî ve diğer görüşlerini de içermektedir. İslâm
dünyasında Mâturîdî kadar etkili olmamış pek çok
kimsenin eserleri tahkik edilip neşredilirken ve defalarca
basılırken, onun Kur'ân'ın yorumuna
hasrettiği bu eserinin yayımlanmaması ve Türkçe'ye
kazandırılmamasını anlamak oldukça güç
ve son derece de ilginçtir. Bunun yayımlanmamasının
manevî sorumluluğu, büyük ölçüde Diyanet
İşleri Başkanlığı, İlahiyat
Fakülteleri ve Kültür Bakanlığına aittir.
Şimdiye kadar en azından mevcut nüshaların en
eskisi ve en okunaklısı tespit edilerek ayet
numaraları konulmak suretiyle tıpkı basımı
yapılabilirdi. Çünkü bu eserin tahkiki yıllar
alan bir çalışmayı gerektirmektedir. Hatta bu
konuda yapılan teşebbüsler, maddî
imkansızlıklar dolayısıyla
tamamlanamamıştır. Te'vilât'ın
tıpkı basımının yapılması, en
azından bu konuda yapılacak bilimsel araştırmalar
için, tamamı neşredilene kadar, belli ölçüde
ihtiyacı
karşılayacaktır.
Yusuf Ziya Yörükan ve Muhammed Tâvit et-Tancî,
yayınladıkları makale ve metinlerle
Türkiye'de ve dünyada Mâturîdî ve Mâturîdilik konusundaki
yapılacak çalışmalara öncülük
etmişlerdir. Fethullah Huleyf tarafından Kitâbu't-Tevhîd'in
1970 yılında yayınlanmasıyla beraber, konuya
olan ilgi artmış ve bunun neticesinde
dünyanın çeşitli üniversitelerinde bilimsel
araştırmalar yaptırılmaya
başlanmıştır. Son zamanlarda yabancı
dilde Mâturîdî'nin hayatı, eserleri ve fikirleri ile
Mâturîdî Kelâm Ekolü hakkında müstakil çalışmalar
yapılmış olmasına rağmen Türkçe'de bu
konuda müstakil eser ve makalelerin parmakla sayılacak kadar
az olması ve yabancı dillerde yapılanların da
dilimize aktarılmamış olması son derece
üzücüdür. İtiraf etmek gerekir ki batılı ülkeler
bu konuda Türkiye'den çok çok ileridedir. Sovyetler
Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Almanya
başta olmak üzere bazı batılı ülkeler
Orta Asya'nın dini düşünce tarihiyle ilgili,
özellikle Mâturîdî ve Mâturîdilikle ilgili bazı
projeleri desteklemektedirler. Bunlardan birisi de Te'vilât'ın
tahkik edilmesi ile ilgilidir. Ancak bu projenin eserin bazı
yazmalarınının elde edilmemesi ve
İSAM’ın Te’vilât’ın tahkikine dair projesi
dolayısıyla durdurulduğu söylenmektedir.
Şu anda eser, Bekir Topaloğlu yönetiminde iki
ayrı komisyon tarafından
sürdürülmektedir.
Mâturîdî ve Mâturîdilik konusunda şimdiye kadar
yapılan araştırmalar yeterli olmamakla beraber
belli bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır. Bu
araştırmalarda gelinen son noktayı ortaya
koymak ve Türkiye'deki bu konudaki eksikliği doldurmak
amacıyla, geçmişte konuyla ilgili Arapça, Almanca,
Özbekçe yazılmış oldukça kıymetli
bazı makaleleri Türkçe'ye çevirmek veya sadeleştirmek
ve bu konuda müstakil araştırmalar yapan bilim
adamlarının yazdıkları yeni makaleler ilave
etmek suretiyle bir kitap hazırlamayı
düşündük.
Bu projenin bitirilmesi, ön çalışmalar bir tarafa
bırakılırsa iki yıl sürdü.
Öncelikle Mâturîdilikle ilgili önemli problemler tespit
edildi ve sonra bu problemleri inceleyen makaleler seçilerek
çevrildi. Geriye kalanları ise yeni yazıldı. Bu
çalışma, Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin fikrî siteminin
tarihî arkaplanı olan fıkıhta Hanefilik, itikatta
Mürcie ile olan ilişkisi, bir düşünür olarak İslâm
düşüncesine katkıları, Mâturîdiliğin
oluşumu ve Türk dünyasında yayılışı
gibi temel problemleri konu edinen makalelerden oluşmaktadır.
Bu konuda araştırma yapacak olanlara yardımcı
olmak amacıyla Mâturîdî ve Mâturîdilikle ilgili seçme bir
bibliyografya konulmuştur. Özellikle konuyla ilgili
Türkiye ve Türkiye dışındaki kütüphanelerde yer
alan ve ilk defa burada kaydedilen çok kıymetli yazmalar
genç araştırmacıları, konuyla ilgilenme
konusunda kışkırtıcı bir rol
oynayacaktır. Kitabın hepsini okuma fırsatı
bulamayan okuyuculara faydalı olabilmek için, “Giriş”
kısmı koyarak Mâturîdî, fikirleri ve Mâturîdîliğin
yayılışı konularında genel bir
potre çizmeye çalıştık. İçerik olarak
kitap üç bölümden
oluşmaktadır:
I. Mâturîdiliğin Tarihî Arkaplanı: Bu konuda en
önemli sorun Mürcie ve Hanefilikle olan ilişkisidir.
Mürcii teolojiyi savunan Ebû Hanîfe ve taraftarları, Makâlât
ve Fırak kitaplarında Mürcie'nin bir alt grubu
veya mensupları olarak gösterilmektedir.
Dolayısıyla Ebû Hanîfe ve tarftarları ifadesi,
dolaylı olarak Ebû Mansûr el-Mâturîdî'yi de
ilgilendirmektedir. Bu sebeple Ebû Hanîfe'nin Fırak
geleneğinde belli bir dönemde nasıl takdim
edildiği konusundaki Joseph Givony'nin “ X.-XII.
Asır Fırak Edebiyatında İmâm Ebû Hanîfe ve
İlgili Meseleler” adlı makalesi bu bölümün ilk
makalesi yaptık. Mürcie mezhebinin Kufe'den Horasan'ın
Belh şehrine, oradan Maveraünnehir'in Semerkand şehrine
nasıl yayıldığının ortaya
konulması Mâturîdî'nin tarihî arkaplanını anlamada
son derece önemli olduğundan Wilferd Madelung'un “
Horasan ve Maveraünnehir’de İlk Mürcie ve Hanefiliğin
Yayılışı" adlı makalesine bu
kısımda yer vermeyi uygun bulduk. Diğer yandan Hanefî-Mürciî
çevrelerin Hasan b. Muhammed el-Hanefiyye'den başlayan ve
Mâturîdî'nin çağdaşı Mürciî Ebû Muti' Mekhûl
en-Nesefî'ye uzanan Fırak geleneğinin
bize ulaşan önemli bir metni Kitâbu'r-Redd
ale'l-Bida' ve’l-Ehvâ adlı eser üzerine
yapılan oldukça önemli bir analiz olan Keith
Lewinstein’in, "Doğu Hanefî Fırak Geleneği
Üzerine Mülahazalar” adlı makalesini koyduk. Ebû
Mansûr el-Mûturîdî, kendinden önceki mezheplerden
etkilenmemesi, onların lehinde ve aleyhinde görüş
belirtmemesi söz konusu olamaz. O, şu ana kadar üzerinde
durulmayan oldukça köklü bir politik-teolojik
düşünce ekolü olan Mürciî kültür havzasında
yetişmiştir. Bu çevreyle olan ilişkilerini ortaya
koymak için " Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin Mezhebî
Arkaplanı " adıyla tarafımızdan kaleme
alınan bir makale
koyduk.
II. Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin Hayatı ve Fikirleri:
Mâturîdî'nin şahsıyla ilgili öncelikli mesele,
onun hayatı konusunda kaynakların suskunluğu ve
çok az bilginin verilmesi oluşturmaktadır. W.
Montgomery Watt'ın " Mâturîdî Problemi " bu
poblemle ilgili olduğu için seçilmiştir. Mâturîdî'nin
hayatıyla ilgili kaynaklarda çok az bilgi geçse de, tamamen
bilinmeyen birisi de değildir. Bu konuda Mustafa Sait
Yazıcıoğlu'nun "Mâtürîdî Kelâm Ekolünün
İki Büyük Siması: Ebû Mansûr el-Mâtürîdî ve Ebû'l-Mu'în
en-Nesefî" adlı makalesi Mâturîdî'nin hayatı ve
fikirlerinin aydınlatılması konusunda büyük bir
boşluğu doldurmaktadır. Mâturîdî'nin özelde
İslâm kelamına genelde İslâm
düşüncesine getirdiği en büyük yeniliklerden
birisi Bilgi Kuramı'dır. Hüseyin Atay'ın “
Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve Bilgi Kuramı” adlı
makalesi, son derece önemli analizler içermektedir.
Mâturîdî İslâm Kelâmı'nın inşa edicilerinden
birisidir. Bu konuda Bekir Topaloğlu'nun "Mâturîdî’nin
Kelâmî Sistemi" adlı makelesine yer verilmiştir.
Mâturîdî sadece bir mütekellim değil aynı zamanda hem
bir fakih hem de bir müfessirdir. Fıkh ve Fıkıh
Usûlü'ne dair eserler bize ulaşmamışsa da
bazı fikirleri diğer kaynaklada ondan yapılan
alıntılarla günümeze kadar
ulaşmıştır. Şükrü Özen, bunlardan
hareketle “Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin Fıkıh
Usûlü’nün İnşası” adlı makalesinde onun
Fıkıh Usûlü’nü inşa etmeye
çalışmıştır. Mâturîdî’nin müfessir
olarak yazdığı eseri, onun tefsir ve te'vil
metodunu ve genel fikrî sistemini anlamada son derece
önemlidir. Onun yorum geleneğinde en özgün
yanı olan akılcılığını ortaya
koyabilmek için Talip Özdeş'in “ Mâturîdî’nin Te’vîl
Anlayışında Aklın Yeri” adlı makalesine
yer verildi. Şimdiye kadar Mâturîdî ve
çağdaşları konusunda çok az şey
bilinmekteydi. Ancak son zamanlarda yeni
araştırmacılar, önemli bulgulara ulaşmaya
başlamışlardır. Değerli dostum
Aşirbek Muminov ve Anke von Kuegelgen'in
ortaklaşa yazdıkları " Ebû Mansûr el-Mâturîdî
Döneminde Semerkand İlahiyatçıları"
adlı makeleleri, pek çok yazma eseri de gün
ışığına çıkarması
dolayısıyla genç araştırmacılar için
yeni bir ufuk açacaktır. Sovyetler Birliği'nin
dağılmasından sonra Orta Asya Türk
Cumhuriyetleri’nde, Mâturîdilik konusunda ciddi
araştırmalar yapılmaya
başlanmıştır. Özellikle bu konuda
bazı yazmaların bulunduğu Taşkent bu
çalışmalara ve bilimsel toplantılara ev
sahipliği yapmaktadır. Bu konadaki boşluğu
doldurmak için Şevasil Ziyadov'un “Abû Mansûr
al-Mâturîdî ve Taşkent Yazmalar Fondunda Mâturîdilik
ile İlgili Yazmalar” adlı makalesine yer verildi.
III. Mâturîdiliğin Oluşumu ve Türkler Arasında
Yayılışı: Mâturîdi'lik üzerinde ilk ciddi
araştırmalar yapanlardan birisi olan Hanifi
Özcan'ın "Türk Din Anlayışı:
Mâtüridîlik " adlı makalesine, Mâturîdiliğin Türk
Kültürü ve düşüncesiyle ilişkisini ortaya
koyduğundan bu bölümün birinci makalesi
olarak yer verilmiştir. Batıda Mâturîdilik
konusunda uzman olan ve bu konuda önemli projeler yürüten
Ulrich Rudolph “ Mâturîdiliğin Oluşumu”
adıyla daha önce yayınlanmış Almanca
makalesi, Mâturîdiliğin oluşum süreciyle ilgili
sonderece yeni fikirler ortaya koymaktadır. Diğer
taraftan Wilferd Madelung'un “Mâturîdiliğin
Yayılışı ve Türkler" adlı oldukça
hacimli makalesi, şu ana kadar Mâturîdiliğin Türkler
arasında yayılışını ortaya koyan
ilk ve tek çalışmadır. W. Madelung, bu
çalışmasını tamamlamak için bir kaç
yıl önce “XI.-XIII. Asırlarda Hanefî
Alimlerin Orta Asya’dan Batıya Göçü” adıyla bir
tebliğ sunmuş, fakat
yayınlamamıştı.
Yazışmalarımız sonucu bu makalesine son
şeklini vererek ve dipnotlandırarak bize
göndermiş olması kitabımızın
özgünlünü daha da artırmıştır.
Madelung'un adı geçen makalesinin orjinal adı “ The
Westward Migration of Hanafi Scholars from Central Asia in the
11th to 13th Centuries" olup ilk defa defa burada
yayımlanmaktadır. (Bkz. : Ek:1) Ayrıca bu
makalenin aslı, Ankara Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi Dergisi'nde de yayınlanacaktır. Bugüne
kadar doğuda ve batıda çeşitli dillerde
yayımlanan konuyla ilgili makaleler ve eserlerle ilgili daha
önce bazı bibliyografya denemeleri yapıldı
ancak bunlar bütün edebiyatı vermesi açısından yetersizdir.
Bu sebeple, "Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve
Mâturîdî Kültür Çevresi İle İlgili
Bibliyografya” adıyla tarafımızdan hazırlanan
bir bibliyografyayla bundan sonra yapılacak araştırmalara
yeni bir başlangıç oluşturmak istedik.
Özellikle İstanbul kütüphanelerinde Hanefî-Mâturîdî
kültür havzasıyla ilgili binlerce eser
araştırılmayı ve gün
ışığına çıkarılmayı
beklemekte olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Biz bu
Bibliyografya’da sadece Kelamî boyutuyla ilgili olanları
tespite çalıştık. Bibliyografya’nın özgün
olan taflarından birisi Mısır Dâru’l-Kütüb
el-Mısriyye’de kayıtlı bir Mecmûa’da,
Şâfiî alim İbn Ebî’ş-Şerîf Ebû’l-Meâlî
Kemâlüddîn Muhammed b. Muhammed b. Ali el-Makdîsî ( 906/1500)’nin
Şerhu’l-Müsâyere’sinin sonunda zikredilen
Hanefî-Mâturîdî kimliğini oluşturan Usûlu'd-Dîn
konusunda yazılmış eserler listesine yer
verilmesidir. İbn Ebî’ş-Şerîf'in eserinin
sonunda bir kısmı günümüze kadar yazma olarak
ulaşmış veya neşredilmiş, bir
kısmının sadece adları kaynaklarda
kaydedilmiş olmakla birlikte maalesef günümüze kadar
ulaşmamış, bir kısmı de ne kaynaklarda
zikredilmiş ne de yazmaları günümüze kadar
ulaşmış Hanefî-Mâturîdî mezhebinin Usûlu’d-Dîn’e
ait eserlerinin bir listesi verilmektedir. Bu eserlerin
yazarları, tam isimleri ve yazmaları tespit edilerek
makalenin başında liste halinde verilmiştir.
İkinci bir husus, Bibliyografya’da Hüseyin Atay’ın
1957-58 yıllarında İstanbul
Kütüphanelerin'de Kelâmî eserler üzerinde
yaptığı araştırmalar sonucu
oluşturduğu listenin kullanılmış
olmasıdır. Bu listede yer alan Mâturîdî Kelâm
Edebiyatı'na ait yazmalar da, çalışmamızda
kullanılmıştır.
Araştırmalarımız ve taramalamız
sırasında Brockelmann ve Sezgin’in
eserlerinde yer almayan çok kıymetli yazmalara
ulaştık. Aslında başlangıçta bu
yazmalardan son derece önemli gördüğümüz tahkik
etmeyi düşündüğümüz Saffâr el-Buhârî’nin Telhîsu’l-Edillesi
üzerine bir makale yazmayı planlamıştık,
ancak bu eserin Ulrich Rudolph tarafından
neşredilmek üzere olduğunu öğrenince, bundan
vazgeçerek eserin yayınlanmasından sonraya bıraktık.
Her üç bölümde yer verdiğimiz makalelerle ilgili olarak
önemi bakımından belirtmeden geçemeyeceğim
bir nokta da bunların tamamının, ya bu konuda
doktora tezi hazırlamış veya doktora sonrası
çalışma yapmış yada müstakil eserler kaleme
almış uzman kişiler tarafından
yazılmış olmasıdır. En sonunda W.
Madelung'un ilk defa bu kitapta yayınlanacak olan
makalesinin İngilizce metni EK: 1 olarak
konulmuştur.
Son olarak, “Mâturîdî” kelimesinin yazılması
konusunda bir standart yazım biçimine gidebilmek
için farklı yazım şekillerini
inceledikten sonra Mâturîdî olarak yazımını tercih
ettik. Ancak makalelerine yer verdiğimiz müelliflerin,
redaksiyon sırasında bu konudaki tercihlerine dokunmadık.
Bu çalışmanın Türkiye'de Mâturîdî ve Mâturîdilik
konusundaki bilgi boşluğunu dolduracağına,
yapılacak yeni araştırmalar için bir
başlangıç oluşturacağına
inanıyorum. Bu çalışmaya makeleleriyle
katkıda bulunan veya daha önce
yayınladıkları makalelerinin kitabımızda
yer almasına izin veren değerli
araştırmacılardan Wilferd Madelung, Ulrich
Rudolp, W. Montgomery Watt, Joseph Givony, Keith
Lewinstein, Ashirbek Muminov, Anke von Kuegelgen, Hüseyin Atay,
Bekir Topaloğlu, Mustafa Sait Yazıcıoğlu,
Şükrü Özen, Talip Özdeş, Şevasil Ziyadov
ve Hanefi Özcan 'a teşekkürü bir borç bilirim.
Ayrıca yabancı dilde yazılan makaleleri Türkçe'ye
çeviren kıymetli meslektaşlarımdan Ali Dere,
İbrahim Hakkı İnal, Muzaffer Tan, N.Kemal
Karabiber ve Yulduz Musahanov'a da müteşekkirim.
Onların yardım ve katkıları olmasaydı
böyle bir çalışma, kesinlikle ortaya
çıkmazdı. Ayrıca çalışmalarım
esnasında yardımını esergemiyen,
teşvikleriyle beni cesaretlendiren hocam Hasan Onat'a
ve bu çalışmamın çeşitli
aşamalarında katkıda bulunan Mustafa
Sinanoğlu, Ahmet Ak, Kıyasettin Koçoğlu,
Mehmet Kalaycı, Zaylabidin Acımamatov ve
emeği geçen bütün dostlarıma teşekkür ediyorum.
Ankara
2003
Prof.Dr. Sönmez KUTLU
İÇİNDEKİLER
ÖN SÖZ
GİRİŞ
I. BÖLÜM
MÂTURÎDİLİĞİN
TARİHÎ ARKAPLANI
X.-XII. Asır Fırak
Edebiyatında İmâm Ebû Hanîfe ve İlgili Meseleler
(Çev.: Muzaffer Tan-N.Kemal Karabiber
Joseph Givony
Horasan ve Maveraünnehir’de
İlk Mürcie ve Hanefiliğin Yayılışı
( Çev.: Sönmez Kutlu)
Wilferd Madelung
Doğu Hanefî Fırak
Geleneği Üzerine Mülahazalar ( Çev.: Sönmez
Kutlu- Muzaffer Tan)
Keith Lewinstein
Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin Mezhebî
Arkaplanı
Sönmez Kutlu
II. BÖLÜM
EBÛ MANSÛR
EL-MÂTURÎDÎ'NİN HAYATI VE
FİKİRLERİ
Mâturîdî Problemi ( Çev.:
İbrahim Hakkı İnal)
W. Montgomery Watt
Mâtürîdî Kelâm Ekolünün İki
Büyük Siması: Ebû Mansûr el-Mâtürîdî ve Ebû'l-Mu'în
en-Nesefî
Mustafa Sait
Yazıcıoğlu
Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve Bilgi
Kuramı
Hüseyin Atay
Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin Kelamî
Görüşleri
Bekir Topaloğlu
Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin
Fıkıh Usûlü’nün İnşası
Şükrü Özen
Mâturîdî’nin Te’vîl
Anlayışında Aklın Yeri
Talip Özdeş
Ebû Mansûr el-Mâturîdî
Döneminde Semerkand İlahiyatçıları (
Özbekçe'den Sad.: Sönmez Kutlu)
Ashirbek Muminov ve Anke
von Kuegelgen
Ebû Mansûr al-Mâturîdî ve
Taşkent Yazmalar Fondunda Mâturîdîlik ile İlgili
Yazmalar ( Özbekçe'den Sad.: Sönmez Kutlu-Yulduz
Musahanov)
Şevasil
Ziyadov
III. BÖLÜM
MÂTURÎDÎLİĞİN
OLUŞUMU VE TÜRKLER ARASINDA YAYILIŞI
Türk Din Anlayışı:
Mâtüridîlik
Hanifi Özcan
Mâturîdîliğin Ortaya
Çıkışı (Çev.: Ali Dere)
Rudolph von Ulrich
Mâturîdiliğin
Yayılışı ve Türkler ( Çev.: Muzaffer
Tan)
Wilferd Madelung
XI.-XIII. Asırlarda Hanefî
Alimlerin Orta Asya’dan Batıya Göçü ( Çev.
Sönmez Kutlu)
Wilferd Madelung
Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve Mâturîdî
Kültür Çevresi İle İlgili
Bibliyografya
Sönmez Kutlu
EK: 1
The Westward Migration of Hanafi
Scholars from Central Asia in the 11th to 13th Centuries
Wilferd Madelung
|