Free Web space and hosting from bz.tc
Search the Web

MÂTURİDİ MEZHEBİ

ÇáãÇÊÑíÏíÉ

 

 

 

     Mesajlarınız için e-mail:

maturidimezhebi@yahoo.com

 

 

 

MÂTURİDÎ MEZHEBİ

 

ßÊÇÈ ÇáÊæÍíÏ ááãÇÊÑÏí 

 

 

 

ÇáãÇÊÑíÏíÉ

ãÍãÏ Èä ãÍãÏ Èä ãÍãæÏ ÃÈæ ãäÕæÑ  ÇáãÇÊÑíÏí ãä ßÈÇÑ ÇáÚáãÇÁ ,

ßÇä íŞÇá áå ÅãÇã ÇáåÏì,

 áå ßÊÈ ÔÊì, ßÊÇÈ ÇáÊæÍíÏ æßÊÇÈ ÊÃæíáÇÊ ÇáŞÑÂä ...

ãÇÊ ÓäÉ ËáÇË æËáÇËíä æËáÇË ãÇÆÉ, æŞÈÑå ÈÓãÑŞäÏ ÑÍãå Çááå ÊÚÇáì. 

 

 

Maturidism


 

EBÛ HANİFE VE MÂTURİDÎ MEZHEBİ

 

 EBÛ HANİFE’NİN FIKH-I EKBERi

 

ßÊÇÈ ÇáİŞå ÇáÃßÈÑ ááÅãÇã ÃÈí ÍäíİÉ

 

ÑÓÇáÉ ÃÈí ÍäíİÉ

 

æÕíÉ ÃÈí ÍäíİÉ

 

ÔÜÑÍ ÇáÚŞÜÜÇÆÜÏö ÇáäÓÜİöíÜÉ - ÓÚÏ ÇáÏíä ÇáÊİÊÇÒÇäí

 

     

 

 

http://www.sonmezkutlu.com/index.php?option=com_content&task=view&id=24&Itemid=32

 

 

 

İmam Maturidi ve Maturidilik :

tarihi arka plan, hayatı, eserleri, fikirleri ve maturidilik mezhebi   /

yay. haz. Sönmez Kutlu.   -- Ankara : Avrasya Yayın Reklam Mat., 2003

.  463 s. ; 21 cm.  -- (Kitabiyat ; 28)

ISBN 975-6666-44-7

 

 

 

 

 

Active Image

Türk dünyası ve İslâm dünyasının yetiştirdiği ender  düşünürlerden  olan Ebû Mansûr el-Mâturîdî, İslâm düşüncesinde  ortaya çıkan farklı din anlayışları içesinde "akılcı-hadarî din anlayışının" en önemli şahsiyetlerinden birisidir. Bu anlayışın temelleri, her ne kadar Ebû Hanîfe tarafından ortaya atılarak geliştirilmeye çalışılmış ise de, epistemolojik, teolojik ve felsefî olarak temellendirilmesi Mâturîdî tarafından yapılmıştır. Bu bakış açısını kullanarak  kendi döneminde   ortaya çıkan dinî problemlere çözüm bulmaya çalışmış, pek çok öğrenci yetiştirmiş ve Tefsîr'de T'evilât, Kelâm'da Kitâbu't-Tevhîd başta olmak üzere çeşitli bilim dallarında ilk olma özelliğini taşıyan önemli eserler bırakmıştır. O, hayatında olduğu gibi ölümünden sonra da, büyük ilgi görmüş, geniş bir coğrafyayı etkilemiş  ve adına nispetle Mâturîdilik  diye bilinen bir düşünce ekolü teşekkül etmiştir. Bu ekol Hanefilik-Mâturîdilik olarak tarih boyunca, başlanğıçta  Horasan ve Maveraünnehir olmak üzere daha sonra Orta Asya, Hindistan, Pakistan, Doğu Türkistan, Malezya, Endoneya, Kafkaslar, Rusya, Türkiye, Orta Doğu ve diğer bölgelerde yaşayan müslümanların geneli tarafından  benimsenerek günümüze kadar yaşamaya devam etmiştir. Ancak  tam olarak anlaşılamayan sebeplerden dolayı,  geçmişte ve günümüzde,  Ebû'l-Hasan el-Eş'arî, Gazalî, İbn Teymiye gibi şahsiyetlerle kıyaslandığında, onun şahsiyeti, yetiştiği ortam, fikirleri, din ve dünya görüşü, etki alanları ve eserleri hak ettiği ölçüde araştırma ve incelemelere konu edilmemiştir.             Osmanlı döneminde XVI. asırdan itibaren, muhtemelen Şiî ve Sünnî iktidar kavgalarının neticesinde, Mâturîdî ve Mâturîdilik adeta yeniden keşfedilmeye çalışılmış ve bunun sonucunda, bazı ilaveler ve kavramlar müstensihlerin sansürüne uğramışsa da,  Mâturîdî'nin Te'vilât adlı tefsirinin yazma nüshalarında bir artış gözlenmiştir. Kitâbu't-Tevhîd adlı eseri yaygın olmamasına rağmen, onun fikirleri ve takipçileri tarafından yazılan eserler ve yayınlandığında yaklaşık 10 cilt tutacak olan Te'vilât adlı eseri kanalıyla korunmuş ve günümüze ulaşmıştır.            XX. yüzyılın ortalarından itibaren doğuda ve batıda Mâturîdî ve Mâturîdiliğin teşekkülü hakkında  kıymetli çalışmalar yapılmaya başlanmış olması son derece sevindirici olmakla birlikte, Mâturîdî'nin kaynaklarda zikredilmemesinin sebepleri, Mâturîdî’nin fikrî sistemi ve arkaplanı, Mürcie ile ilişkisi, mezheplere karşı tutumu, dönemindeki iktidarla ilişkileri gibi konulardaki sorular henüz cevaplandırılamamış ve bu konulardaki sis perdesi henüz kaldırılamamıştır. Bunların aydınlatılamamasının önündeki en önemli engellerden birisi Mâturîdî'nin oldukça kıymetli pek çok eserinin bize ulaşmamış olması, ulaşanlardan da Te'vilât’ın hala yayımlanmamış olmasıdır. Çünkü bu eser, bilinen türde sadece Kur'ân’ın bir yorumu olmayıp, aynı zamanda Mâturîdî'inin kelamî, fıkhî ve diğer görüşlerini de içermektedir. İslâm dünyasında Mâturîdî kadar etkili olmamış pek çok kimsenin eserleri tahkik edilip neşredilirken ve defalarca basılırken, onun Kur'ân'ın yorumuna hasrettiği bu eserinin yayımlanmaması ve Türkçe'ye kazandırılmamasını anlamak oldukça  güç ve  son derece de ilginçtir.  Bunun yayımlanmamasının manevî sorumluluğu, büyük ölçüde  Diyanet İşleri Başkanlığı, İlahiyat Fakülteleri ve Kültür Bakanlığına aittir. Şimdiye kadar en azından mevcut nüshaların en eskisi ve en okunaklısı tespit edilerek ayet numaraları konulmak suretiyle tıpkı basımı yapılabilirdi. Çünkü bu eserin tahkiki yıllar alan bir çalışmayı gerektirmektedir. Hatta bu konuda yapılan teşebbüsler, maddî imkansızlıklar dolayısıyla tamamlanamamıştır. Te'vilât'ın tıpkı basımının yapılması, en azından bu konuda yapılacak bilimsel araştırmalar için,  tamamı neşredilene kadar, belli ölçüde ihtiyacı karşılayacaktır.              Yusuf Ziya Yörükan ve Muhammed Tâvit et-Tancî, yayınladıkları makale ve metinlerle  Türkiye'de ve dünyada Mâturîdî ve Mâturîdilik konusundaki yapılacak çalışmalara öncülük etmişlerdir. Fethullah Huleyf tarafından Kitâbu't-Tevhîd'in 1970 yılında yayınlanmasıyla beraber, konuya olan ilgi  artmış ve bunun neticesinde dünyanın çeşitli üniversitelerinde bilimsel araştırmalar yaptırılmaya başlanmıştır. Son zamanlarda yabancı dilde Mâturîdî'nin hayatı, eserleri ve fikirleri ile Mâturîdî Kelâm Ekolü hakkında müstakil çalışmalar yapılmış olmasına rağmen Türkçe'de bu konuda müstakil eser ve makalelerin parmakla sayılacak kadar az olması ve yabancı dillerde yapılanların da dilimize aktarılmamış olması son derece üzücüdür. İtiraf etmek gerekir ki batılı ülkeler bu konuda Türkiye'den çok çok ileridedir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Almanya başta olmak üzere bazı batılı ülkeler  Orta Asya'nın dini düşünce tarihiyle ilgili, özellikle Mâturîdî ve Mâturîdilikle ilgili bazı projeleri desteklemektedirler. Bunlardan birisi de Te'vilât'ın tahkik edilmesi ile ilgilidir. Ancak bu projenin eserin bazı yazmalarınının  elde edilmemesi ve İSAM’ın Te’vilât’ın tahkikine dair projesi dolayısıyla durdurulduğu söylenmektedir. Şu anda eser, Bekir Topaloğlu yönetiminde iki ayrı komisyon tarafından sürdürülmektedir.            Mâturîdî ve Mâturîdilik konusunda şimdiye kadar  yapılan araştırmalar yeterli olmamakla beraber belli bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır. Bu araştırmalarda gelinen son noktayı ortaya koymak  ve Türkiye'deki bu konudaki eksikliği doldurmak amacıyla, geçmişte konuyla ilgili Arapça, Almanca, Özbekçe yazılmış oldukça kıymetli  bazı makaleleri Türkçe'ye çevirmek veya sadeleştirmek  ve bu konuda müstakil araştırmalar yapan bilim adamlarının yazdıkları yeni makaleler ilave etmek suretiyle bir  kitap hazırlamayı düşündük.             Bu projenin bitirilmesi, ön çalışmalar bir tarafa bırakılırsa  iki yıl sürdü. Öncelikle Mâturîdilikle ilgili önemli problemler tespit edildi ve sonra bu problemleri inceleyen makaleler seçilerek çevrildi. Geriye kalanları ise yeni yazıldı. Bu çalışma, Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin fikrî siteminin tarihî arkaplanı olan fıkıhta Hanefilik, itikatta Mürcie ile olan ilişkisi, bir düşünür olarak İslâm düşüncesine katkıları, Mâturîdiliğin oluşumu ve Türk dünyasında yayılışı gibi temel problemleri konu edinen makalelerden oluşmaktadır. Bu konuda araştırma yapacak olanlara yardımcı olmak amacıyla Mâturîdî ve Mâturîdilikle ilgili seçme bir bibliyografya konulmuştur. Özellikle konuyla ilgili Türkiye ve Türkiye dışındaki kütüphanelerde yer alan ve ilk defa burada kaydedilen çok kıymetli yazmalar genç araştırmacıları, konuyla ilgilenme konusunda kışkırtıcı bir rol oynayacaktır. Kitabın hepsini okuma fırsatı bulamayan okuyuculara faydalı olabilmek için, “Giriş” kısmı koyarak Mâturîdî, fikirleri ve Mâturîdîliğin yayılışı konularında  genel bir potre çizmeye çalıştık. İçerik olarak kitap  üç bölümden oluşmaktadır:            I. Mâturîdiliğin  Tarihî Arkaplanı: Bu konuda en önemli sorun Mürcie ve Hanefilikle olan ilişkisidir. Mürcii teolojiyi savunan Ebû Hanîfe ve taraftarları, Makâlât ve Fırak kitaplarında Mürcie'nin bir alt grubu veya mensupları olarak gösterilmektedir. Dolayısıyla Ebû Hanîfe ve tarftarları ifadesi, dolaylı olarak Ebû Mansûr el-Mâturîdî'yi de ilgilendirmektedir. Bu sebeple  Ebû Hanîfe'nin Fırak geleneğinde belli bir dönemde nasıl takdim edildiği konusundaki Joseph Givony'nin  “ X.-XII. Asır Fırak Edebiyatında İmâm Ebû Hanîfe ve İlgili Meseleler” adlı makalesi bu bölümün ilk makalesi yaptık. Mürcie mezhebinin Kufe'den Horasan'ın Belh şehrine, oradan Maveraünnehir'in Semerkand şehrine nasıl yayıldığının ortaya konulması Mâturîdî'nin tarihî arkaplanını anlamada son derece önemli olduğundan Wilferd Madelung'un “ Horasan ve Maveraünnehir’de İlk Mürcie ve Hanefiliğin Yayılışı" adlı makalesine bu kısımda yer vermeyi uygun bulduk. Diğer yandan Hanefî-Mürciî çevrelerin Hasan b. Muhammed el-Hanefiyye'den başlayan ve Mâturîdî'nin çağdaşı Mürciî Ebû Muti' Mekhûl en-Nesefî'ye uzanan Fırak geleneğinin  bize ulaşan önemli bir metni Kitâbu'r-Redd ale'l-Bida'  ve’l-Ehvâ adlı eser üzerine yapılan oldukça önemli bir analiz olan Keith Lewinstein’in, "Doğu Hanefî Fırak Geleneği Üzerine Mülahazalar”  adlı makalesini koyduk. Ebû Mansûr el-Mûturîdî, kendinden önceki mezheplerden etkilenmemesi, onların lehinde ve aleyhinde görüş belirtmemesi söz konusu olamaz. O, şu ana kadar üzerinde durulmayan oldukça köklü bir politik-teolojik  düşünce ekolü olan  Mürciî kültür havzasında yetişmiştir. Bu çevreyle olan ilişkilerini ortaya koymak için " Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin Mezhebî Arkaplanı " adıyla tarafımızdan kaleme alınan bir makale koyduk.            II. Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin Hayatı ve Fikirleri:  Mâturîdî'nin şahsıyla ilgili öncelikli mesele, onun hayatı konusunda kaynakların suskunluğu ve çok az bilginin verilmesi oluşturmaktadır.  W. Montgomery Watt'ın  " Mâturîdî Problemi " bu poblemle ilgili olduğu için seçilmiştir. Mâturîdî'nin hayatıyla ilgili kaynaklarda çok az bilgi geçse de, tamamen bilinmeyen birisi de değildir. Bu konuda Mustafa Sait Yazıcıoğlu'nun  "Mâtürîdî Kelâm Ekolünün İki Büyük Siması: Ebû Mansûr el-Mâtürîdî ve Ebû'l-Mu'în en-Nesefî" adlı makalesi Mâturîdî'nin hayatı ve fikirlerinin aydınlatılması konusunda büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Mâturîdî'nin özelde İslâm kelamına genelde İslâm düşüncesine  getirdiği en büyük yeniliklerden birisi Bilgi Kuramı'dır. Hüseyin Atay'ın  “ Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve Bilgi Kuramı” adlı makalesi,  son derece önemli analizler içermektedir. Mâturîdî İslâm Kelâmı'nın inşa edicilerinden birisidir. Bu konuda Bekir Topaloğlu'nun "Mâturîdî’nin Kelâmî Sistemi" adlı makelesine yer verilmiştir. Mâturîdî sadece bir mütekellim değil aynı zamanda hem bir fakih hem de bir müfessirdir. Fıkh ve Fıkıh Usûlü'ne dair eserler bize ulaşmamışsa da bazı fikirleri diğer kaynaklada ondan yapılan alıntılarla günümeze kadar ulaşmıştır. Şükrü Özen, bunlardan hareketle   “Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin Fıkıh Usûlü’nün İnşası” adlı makalesinde onun Fıkıh Usûlü’nü inşa etmeye çalışmıştır. Mâturîdî’nin müfessir olarak yazdığı eseri, onun tefsir ve te'vil metodunu ve  genel fikrî sistemini anlamada son derece önemlidir. Onun yorum geleneğinde  en özgün yanı olan akılcılığını ortaya koyabilmek için Talip Özdeş'in “ Mâturîdî’nin Te’vîl Anlayışında Aklın Yeri” adlı makalesine yer verildi. Şimdiye kadar Mâturîdî ve çağdaşları konusunda çok az şey bilinmekteydi. Ancak son zamanlarda yeni araştırmacılar, önemli bulgulara ulaşmaya başlamışlardır. Değerli dostum  Aşirbek Muminov ve  Anke von Kuegelgen'in ortaklaşa yazdıkları " Ebû Mansûr el-Mâturîdî Döneminde Semerkand İlahiyatçıları" adlı makeleleri, pek çok yazma eseri de gün ışığına çıkarması dolayısıyla genç araştırmacılar için yeni bir ufuk açacaktır. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nde, Mâturîdilik konusunda ciddi araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Özellikle bu konuda bazı yazmaların bulunduğu Taşkent bu çalışmalara ve bilimsel toplantılara ev sahipliği yapmaktadır. Bu konadaki boşluğu doldurmak için Şevasil Ziyadov'un  “Abû Mansûr al-Mâturîdî ve Taşkent  Yazmalar Fondunda Mâturîdilik ile İlgili Yazmalar” adlı makalesine yer verildi.            III. Mâturîdiliğin Oluşumu ve Türkler Arasında Yayılışı: Mâturîdi'lik üzerinde ilk ciddi araştırmalar yapanlardan birisi olan  Hanifi Özcan'ın  "Türk Din Anlayışı: Mâtüridîlik " adlı makalesine, Mâturîdiliğin Türk Kültürü ve düşüncesiyle ilişkisini ortaya koyduğundan bu bölümün birinci makalesi  olarak  yer verilmiştir. Batıda Mâturîdilik konusunda uzman olan ve bu konuda önemli projeler yürüten Ulrich Rudolph  “ Mâturîdiliğin Oluşumu” adıyla daha önce yayınlanmış Almanca makalesi, Mâturîdiliğin oluşum süreciyle ilgili sonderece yeni fikirler ortaya koymaktadır.  Diğer taraftan Wilferd Madelung'un  “Mâturîdiliğin Yayılışı ve Türkler" adlı oldukça hacimli makalesi, şu ana kadar Mâturîdiliğin Türkler arasında yayılışını ortaya koyan ilk ve tek çalışmadır. W. Madelung, bu çalışmasını tamamlamak için  bir kaç yıl önce  “XI.-XIII. Asırlarda Hanefî Alimlerin Orta Asya’dan Batıya Göçü” adıyla bir tebliğ sunmuş, fakat yayınlamamıştı. Yazışmalarımız sonucu bu makalesine son şeklini vererek ve dipnotlandırarak bize göndermiş olması kitabımızın özgünlünü daha da artırmıştır. Madelung'un adı geçen makalesinin orjinal adı “ The Westward Migration of Hanafi Scholars from Central Asia in the 11th to 13th Centuries" olup ilk defa defa burada yayımlanmaktadır.  (Bkz. : Ek:1) Ayrıca bu makalenin aslı, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi'nde de  yayınlanacaktır. Bugüne kadar doğuda ve batıda çeşitli dillerde yayımlanan konuyla ilgili makaleler ve eserlerle ilgili daha önce bazı bibliyografya denemeleri yapıldı ancak bunlar bütün edebiyatı vermesi açısından yetersizdir. Bu sebeple,    "Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve Mâturîdî Kültür Çevresi İle İlgili Bibliyografya” adıyla tarafımızdan hazırlanan bir bibliyografyayla bundan sonra yapılacak araştırmalara yeni bir başlangıç oluşturmak istedik. Özellikle İstanbul kütüphanelerinde Hanefî-Mâturîdî kültür havzasıyla ilgili binlerce eser araştırılmayı ve gün ışığına çıkarılmayı beklemekte olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Biz bu Bibliyografya’da sadece Kelamî boyutuyla ilgili olanları tespite çalıştık. Bibliyografya’nın özgün olan taflarından birisi Mısır Dâru’l-Kütüb el-Mısriyye’de kayıtlı  bir Mecmûa’da, Şâfiî alim İbn Ebî’ş-Şerîf  Ebû’l-Meâlî Kemâlüddîn Muhammed b. Muhammed b. Ali el-Makdîsî ( 906/1500)’nin Şerhu’l-Müsâyere’sinin sonunda zikredilen Hanefî-Mâturîdî kimliğini oluşturan Usûlu'd-Dîn konusunda yazılmış eserler listesine yer verilmesidir. İbn Ebî’ş-Şerîf'in  eserinin sonunda bir kısmı günümüze kadar yazma olarak ulaşmış veya neşredilmiş, bir kısmının sadece adları  kaynaklarda kaydedilmiş olmakla birlikte maalesef günümüze kadar ulaşmamış, bir kısmı de ne kaynaklarda zikredilmiş ne de yazmaları günümüze kadar ulaşmış Hanefî-Mâturîdî mezhebinin Usûlu’d-Dîn’e ait eserlerinin bir listesi verilmektedir. Bu eserlerin yazarları, tam isimleri ve yazmaları tespit edilerek  makalenin başında liste halinde verilmiştir. İkinci bir husus, Bibliyografya’da Hüseyin Atay’ın 1957-58 yıllarında İstanbul Kütüphanelerin'de  Kelâmî eserler üzerinde yaptığı  araştırmalar sonucu oluşturduğu listenin kullanılmış olmasıdır. Bu listede yer alan Mâturîdî Kelâm Edebiyatı'na ait yazmalar da, çalışmamızda kullanılmıştır. Araştırmalarımız ve taramalamız sırasında  Brockelmann ve  Sezgin’in eserlerinde yer almayan çok kıymetli yazmalara ulaştık. Aslında başlangıçta bu yazmalardan son derece önemli gördüğümüz tahkik etmeyi düşündüğümüz Saffâr el-Buhârî’nin Telhîsu’l-Edillesi üzerine bir makale yazmayı planlamıştık, ancak  bu eserin Ulrich Rudolph tarafından neşredilmek üzere olduğunu öğrenince, bundan vazgeçerek eserin yayınlanmasından sonraya bıraktık. Her üç bölümde yer verdiğimiz makalelerle ilgili olarak önemi bakımından belirtmeden geçemeyeceğim bir nokta da bunların tamamının, ya bu konuda doktora tezi hazırlamış veya doktora sonrası çalışma yapmış yada müstakil eserler kaleme almış uzman kişiler tarafından yazılmış olmasıdır. En sonunda W. Madelung'un  ilk defa bu kitapta yayınlanacak olan makalesinin İngilizce metni  EK: 1 olarak konulmuştur.            Son olarak,  “Mâturîdî” kelimesinin yazılması konusunda bir standart yazım biçimine gidebilmek için   farklı yazım şekillerini inceledikten sonra Mâturîdî olarak yazımını tercih ettik. Ancak makalelerine yer verdiğimiz müelliflerin, redaksiyon sırasında bu konudaki tercihlerine dokunmadık.            Bu çalışmanın Türkiye'de  Mâturîdî ve Mâturîdilik konusundaki bilgi boşluğunu dolduracağına, yapılacak yeni araştırmalar için bir başlangıç oluşturacağına inanıyorum. Bu çalışmaya makeleleriyle katkıda bulunan veya daha önce yayınladıkları makalelerinin kitabımızda yer almasına izin veren değerli araştırmacılardan  Wilferd Madelung, Ulrich Rudolp,  W. Montgomery Watt, Joseph Givony, Keith Lewinstein, Ashirbek Muminov, Anke von Kuegelgen, Hüseyin Atay, Bekir Topaloğlu, Mustafa Sait Yazıcıoğlu, Şükrü Özen, Talip Özdeş, Şevasil Ziyadov ve Hanefi Özcan 'a teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca yabancı dilde yazılan makaleleri Türkçe'ye çeviren kıymetli meslektaşlarımdan  Ali Dere, İbrahim Hakkı İnal, Muzaffer Tan, N.Kemal Karabiber ve Yulduz Musahanov'a da  müteşekkirim. Onların yardım ve katkıları olmasaydı böyle bir çalışma, kesinlikle ortaya çıkmazdı. Ayrıca çalışmalarım  esnasında yardımını esergemiyen, teşvikleriyle beni cesaretlendiren hocam Hasan Onat'a ve  bu çalışmamın çeşitli aşamalarında katkıda bulunan Mustafa Sinanoğlu,  Ahmet Ak, Kıyasettin Koçoğlu, Mehmet Kalaycı, Zaylabidin Acımamatov  ve emeği geçen bütün dostlarıma teşekkür ediyorum.                                                                                                            Ankara 2003                                                                                              Prof.Dr. Sönmez KUTLU       

İÇİNDEKİLER

 

ÖN SÖZ

 

GİRİŞ

I. BÖLÜM

MÂTURÎDİLİĞİN TARİHÎ ARKAPLANI

X.-XII. Asır Fırak Edebiyatında İmâm Ebû Hanîfe ve İlgili Meseleler (Çev.: Muzaffer Tan-N.Kemal Karabiber

Joseph Givony

Horasan ve Maveraünnehir’de İlk Mürcie ve Hanefiliğin Yayılışı ( Çev.: Sönmez Kutlu)

Wilferd Madelung

Doğu Hanefî Fırak Geleneği Üzerine Mülahazalar ( Çev.: Sönmez Kutlu- Muzaffer Tan)

Keith  Lewinstein

Ebû Mansûr el-Mâturîdî'nin Mezhebî Arkaplanı

Sönmez Kutlu 

II. BÖLÜM

EBÛ MANSÛR EL-MÂTURÎDÎ'NİN HAYATI VE FİKİRLERİ

Mâturîdî Problemi ( Çev.: İbrahim Hakkı İnal)

W. Montgomery Watt 

Mâtürîdî Kelâm Ekolünün İki Büyük Siması: Ebû Mansûr el-Mâtürîdî ve Ebû'l-Mu'în en-Nesefî

Mustafa Sait Yazıcıoğlu

Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve Bilgi Kuramı

Hüseyin Atay

Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin Kelamî Görüşleri

Bekir Topaloğlu

Ebû Mansûr el-Mâturîdî’nin Fıkıh Usûlü’nün İnşası

Şükrü Özen

Mâturîdî’nin Te’vîl Anlayışında Aklın Yeri

Talip Özdeş

Ebû Mansûr el-Mâturîdî Döneminde Semerkand İlahiyatçıları ( Özbekçe'den Sad.: Sönmez Kutlu)

Ashirbek Muminov ve  Anke von Kuegelgen

Ebû Mansûr al-Mâturîdî ve Taşkent  Yazmalar Fondunda Mâturîdîlik ile İlgili Yazmalar ( Özbekçe'den Sad.: Sönmez Kutlu-Yulduz Musahanov)

Şevasil Ziyadov           

III. BÖLÜM

MÂTURÎDÎLİĞİN OLUŞUMU VE TÜRKLER  ARASINDA YAYILIŞI

Türk Din Anlayışı: Mâtüridîlik

Hanifi Özcan

Mâturîdîliğin Ortaya Çıkışı (Çev.: Ali Dere)

Rudolph von Ulrich

Mâturîdiliğin Yayılışı ve Türkler ( Çev.: Muzaffer Tan)

Wilferd Madelung

XI.-XIII. Asırlarda Hanefî Alimlerin Orta Asya’dan Batıya Göçü ( Çev. Sönmez Kutlu)

Wilferd Madelung

Ebû Mansûr el-Mâturîdî ve Mâturîdî Kültür Çevresi İle  İlgili  Bibliyografya

Sönmez Kutlu

 EK: 1

The Westward Migration of Hanafi Scholars from Central Asia in the 11th to 13th Centuries

Wilferd Madelung      

 

 

 

http://www.sonmezkutlu.com/index.php?option=com_content&task=view&id=24&Itemid=32

 

 

 

 

 

 

 

 

 

http://www.yargitay.gov.tr/basin/faaliyetler/diger_faaliyetler/kongre/islammezheplerinin.doc

 

 

İSLAM MEZHEPLERİNİN "ÖTEKİNİ ALGILAYIŞI" BAĞLAMINDA TÜRK DÎN BİLGİNLERİNİN EVRENSEL KÜLTÜRE KATKISI

Dr.Mehmet DALKILIÇ*

Bir dinin temel karakteristiklerini gözleyebileceğimiz en önemli alanlardan biri, öteki diye niteleyebileceğimiz ve dinin öğretilerini herhangi bir şekilde kabul etmemiş insanlar ilişkisini belirlediği ve dile getirdiği zemindir. Vakıa, herhangi bir dinini kendi öğretisini kabul etmeyen insanlar hakkındaki yargısı ve onlara yaklaşımı, onun varlık, insan, Tanrı, kısaca evren ve toplum hakkındaki öğretilerini anlayabileceğimiz en nesnel kanıtlara sahiptir. Başka bir ifadeyle bir dini doğru bir şekilde anlayabilmenin ve onun evrensel değerlerle ilişkisini gözlemenin yollarından biri, kendi müntesiplerinden başka insanları da içine alan bir dünya görüşü ve eskatoloji geliştirip geliştirmediğinin soruşturulmasıdır. Tebliğimizde üzerinde durmak istediğimiz husus, İslam'ın özelikle de Türlerin itikadî mezhebi olan Matüridilikten hareketle İslam'ın öteki algısını ve Müslüman olmayan toplumlarla ilişkisini belirleyen bazı temel öğreti ve yaklaşımların tespiti ve saptanmasıyla sınırlı olacaktır. devamı

 

 

 

 

 

 

 

 

Mezheplerin Birbirlerine Bakışı; Gazzâlî'nin Görüşü, Mezheb Kavramı,  Eş`ariyye,  Selefiyye, Haricilik, Mu’tezile, Mürcie, Şia, Ca’feriyye- İmamiyye-İsna Aseriyye, Zeydiyye, Batıniyye, İsmailiyye, Nusayrilik, Dürzilik, Alevilik, Yezidiyye, Bahailik, Babilik, Kadıyanilik, Vehhabilik, Müşebbihe, Hurüfilik... gibi konular için Tıklayın

 

 

ÇáİÑŞ ÇáÚŞÇÆÏíÉ İí ÇáÅÓáÇã

 

 

Maturidi Mâturîdî Mâturidî Mâturidiye Mâturidiyye Matüridi Mâtürîdî Mâtüridî Mâtüridiye Mâtüridiyye

Ehl-i Sünnet Mezhebi

 

 

 

 

 

 

 

 

Radikal yazarı emekli büyükelçi Gündüz Aktan'ın, köşesine misafir ettiği Uygar Aktan ile Hayreddin Karaman Hoca arasındaki tartışma. Uygar Aktan, Kuruluş ideolojimiz ve İslam başlığıyla 9, 12, 14 Ekim (2004) tarihlerinde yayımladığı üç makalede, 'Cumhuriyet'e yönelik dinî referanslı eleştirilerin devam ettiğini, buna karşılık Cumhuriyet'i din ile savunmanın hâlâ tabu olduğunu' söyleyerek Atatürk'ün ağzından İslam ve Cumhuriyet'in bağdaştığını örnekleyen sözlere yer verdi. Laikliğin din ve devlet işlerini ayırmasının İslam'daki ibadet-muamelat ayrımı ile örtüştüğünü öne süren Aktan, özetle, başımıza ne geldiyse sebebini, "akılcı, özgürlükçü Maturidi doktrini yerine, 1000 yıldır hâkim olan kaderci, taklitçi Eşari doktrinini benimsememizde" görüyordu. Hatta bunu şu iddialı cümlelerle dile getirdi: "Sünni İslam düşüncesinde son 1000 yıl Eşari'nin oldu. Sonuç ortada. Önümüzdeki 1000 yıl Maturidi'nin olmalıdır. Bu bir hayat memat meselesidir." 'Acaba Aktan, Maturidi ekolünü bugün temsilcisi hemen hemen kalmamış olan Mutezile ile mi karıştırıyor?' sorusunu akla getiren cümlelerdi bunlar. Ayrıca, neden önümüzdeki 1000 yıl Maturidi'nin olsundu? Kürre-i arzın ömrü mü o kadar kalmıştı, yoksa Maturidi ekolüne biçilmesi gereken ömür 1000 yıl ile sınırlı mıydı?

 

Bugüne kadar muhatabını açıkça belirterek polemiğe girdiğine nadiren tanık olduğumuz Hayreddin Karaman, Aktan'a -ancak Uygar değil, Gündüz Aktan'a- Yeni Şafak'taki köşesinden 17, 22, 24 ve 29 Ekim tarihlerinde kaleme aldığı dört yazıyla cevap verdi: Laik Cumhuriyet ve İslam; Laikliğin Kur'an'la savunulması; Devrim, laiklik ve İslam; Laik düzen ve İslam. "Cumhuriyet'i dinî referanslarla savunmanın tabu olduğunu kim söylemiş; kuruluş günlerinden bugüne defalarca bu yapılmadı mı? Ayrıca buna karşı çıkanlar Müslümanlardan ziyade laikçiler değil mi?" diye soran Karaman, Aktan'ın laiklik ve İslam'ı uzlaştırma çabalarına karşı, İslam'a göre bir devletin meşru olmasının temel şartının kuruluş ve işleyişinde İslam'ı referans alması ve yasama, yürütme ve yargıda Kur'an ve sünneti temel kaynak olarak kullanması olduğunu söyledi. Buna göre adalet, şura, maslahat, biat(seçim, sözleşme), ehliyet gibi kavramların İslam'da ve Cumhuriyet'te ortak olması bir şey ifade etmiyordu; çünkü laik Cumhuriyet'in düzenlemelerinde vahyi esas alması söz konusu değildi. Üstelik Karaman, Aktan'ın Maturidi doktrinini esas aldığını iddia ettiği Cumhuriyet idaresinin özellikle tek parti döneminde dini baskı altına alan uygulamalarıyla, yine Aktan'ın dile getirdiği, Mustafa Kemal'in "Türk milleti daha dindar olmalıdır" sözünün çeliştiğini vurguladı. Karaman, dizinin son yazısını, "Laik, seküler bir düzende yaşamak durumunda kalan Müslümanların, buna mecbur oldukları için tahammül ettiklerini, fiilen uyum gösterdiklerini; çözümün de zorla uzlaştırmada değil, burada aranması gerektiğini" söyleyerek bitirdi.

 

Ardından Uygar Aktan, 12 Kasım tarihli Radikal'de İdeoloji, teoloji ve devlet başlıklı yazısıyla tartışmayı derinleştirirken; ertesi gün Gündüz Aktan, yazıların -Karaman'ın sandığı gibi- kendisi tarafından değil, genç bir okuru tarafından yazıldığını yineleyerek "aradan çıkmış oldu." U. Aktan'a cevaben Karaman'ın 28 Kasım, 3, 5 ve 10 Aralık 2004 tarihli yazıları ile Aktan'ın, tartışmayı 2005'e taşıyan 13 Ocak tarihli yazısı geldi. Bu yazılarda her iki yazar da, "Osmanlı'da Maturidi ya da Eşari ekollerinden hangisinin hâkim olduğu" konusundaki görüşlerini detaylandırdı.� 

 

Gündüz Aktan'ın köşesinde yayınlananlar:

Kuruluş ideolojimiz ve İslam (1) (09/10/2004)

 

Kuruluş ideolojimiz ve İslam (2) (12/10/2004)
 

Kuruluş ideolojimiz ve İslam (3) (14/10/2004)

 

Uygar Aktan'ın yazıları

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=134059


http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=140159


http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=201371

 

Hayreddin Karaman�ın yazıları

 

Din-toplum ilişkisi (1)

 

Din-toplum ilişkisi (2)

 

Laikliği dinle savunmak (3)

  

Laikliğin dinle savunulması (4)

 

 

Takdim için:

http://www.kitappostasi.com/sayi1/0106.htm